Ana Sayfa
BESOB
:..
Başkanımız
:..
Yönetim
Kurulu
:..
Denetim
Kurulu
:.. Disiplin Kurulu
:..
Bağlı
Odalar
:..
Tarihçe
Organizasyon
Şeması
Mevzuat
Haberler
Bolu
Hakkında
:.. Tarihçe
:.. İlçeleri
:..
Ekonomi
:..
Turizm
Atatürk
İstatistikler
Önemli
Telefonlar
Linkler
Bilgi
Edinme Başvurusu
Basında
Biz
Etkinliklerimiz
Ahilik
Kültürü
İletişim

HAVANI KORU
|
 |
AHİLİK |
|
AHİ EVRAN
|
Ahi Evran’ın hayatı ve kişiliği üzerinde
araştırmacıların farklı görüşleri vardır. Ahi Evran’ın
deri işçili esnaf-sanatkarları örgütlemede çok başarılı
bir kişi olduğu, belgelerden anlaşılmaktadır. Ahi Evran,
yüzyıllardır dini ve ahlaki bilgiler vermekte büyük ve
önemli görevler üstlenmiş olan fütüvvet teşkilatından ve
fütüvvetnamelerden yararlanarak, Ahi teşkilatını
kurmuştur. Ahi Evran ahlakla sanatın ahenkli birleşimi
olan ahiliği çok itibarlı bir duruma getirmiştir.
Böylece, ahilik yüzyıllarca esnaf ve sanatkârlara yön
vermiş, onların sosyal ve çalışma yaşamını düzenlemiş,
yeniçeri teşkilatının kuruluşunda önemli rol oynamış,
devlet adamları da bu kuruluşa girmeyi büyük onur kabul
etmişlerdir.
Osmanlı İmparatoru Orhan
Gazi, bir Ahidir ve Ahilerin adlarıyla birlikte
kullandıkları lakaplardan biri olan “ihtiyarüd-din”
lakabını kullanmıştır. Aynı şekilde Sultan I.Murat’ın da
Ahi olduğu ifade edilmektedir. Ahi Evran, halkın
ekonomik durumunu iyileştirmek, meslek sahibi olmalarını
sağlamak ve onları din sömürüsünden kurtarmak için
çalışmıştır. İşe, ayakkabıcı ve saraç esnafını
teşkilatlandırmakla başlamıştır. Kısa zamanda üstün
becerisi, ahlaki sağlamlığı ve hakseverliği ile büyük
bir ün ve saygı toplamıştır. Kurduğu teşkilatın başkanı,
Ahi Babası olmuştur.
Ahiliğin temelleri, o kadar sağlam atılmış, kuralları
zamanının ve toplumun gereklerine ve gerçeklerine o
kadar uyum sağlamıştır ki, bu sonradan, kent ve
kasabaların belediye hizmetleri ve bu hizmetlerin
denetimi için de örnek alınmış, narh ve nizamnameler ya
da kanunnameler şeklinde resmileştirilmiştir.
Ahiler, özellikle Osmanlılar döneminde, standartlara
uymayarak, düşük kaliteli mal ve hizmet üreten esnafa
çeşitli cezalar vermişlerdir. Bu dönemde günümüzde bile
tam olarak uygulanamayan kalite, standart,
üretici-tüketici ilişkileri çok kesin kurallarla
belirlenmiştir. |
|
AHİLİK KÜLTÜRÜ
|
| Ahilik felsefesi, temelleri
12’nci yüzyılda Kırşehir’de atılmış, daha sonra tüm
Anadolu’ya yayılmış, izleri bugüne kadar süregelmiş
kültürel, sosyal ve ekonomik bir oluşumdur. Ahilik
kurumu mistik bir yol, bir tarikat olmaktan ziyade
sosyal ve ekonomik yönden işleyen ve siyasal, askeri ve
kültürel yönleri de bulunan bir toplum düzenidir.
Ahilik, aynı zamanda sosyal hayat kadar ekonomik hayatı
da yönlendiren ve günümüz koşullarında bile birçok
ülkede gerçekleştirilememiş, adaletli, verimli ve son
derece güzel bir sistemi Türk toplumuna kazandırmış bir
KÜLTÜR'dür. Ahilik,
13-19’uncu yüzyıllar arasında Anadolu’da yaşayan halkın
sanat ve meslek alanında yetişmelerini sağlayan, onları
ahlaki yönden geliştiren, çalışma yaşamını iyi insan
meziyetlerini esas alarak düzenleyen bir
örgütlenmedir.Ahilik, iyi ahlakın, doğruluğun,
kardeşliğin, yardımseverliğin kısacası bütün güzel
meziyetlerin birleştiği bir sosyo-ekonomik düzendir.
Esnaf ve sanatkâr camiasının tarihine baktığımızda
“Ahilik” ile “Fütüvvet”in önemli bir yer tuttuğunu
görürüz. Çünkü bu iki kurum ve düzen çok uzun yıllar
Osmanlı toplumunun belirleyici öğeleri olmuştur. Kimi
araştırmacılar, Ahiliğin kökenlerini, Doğu’da özellikle
Araplar arasında gelişmiş olan Fütüvvet Teşkilatına
dayandırırlar. Ancak yine de Ahiliğin Fütüvvetten bir
hayli değişik, Anadolu Türklerine özgü bir kurum
olduğunda birleşirler.
Anadolu’nun Türklerin ikinci
anayurdu haline gelişi 11’inci yüzyılın ikinci
yarısındadır. Asya’dan göç eden sanatkar ve tüccar
Türklerin yerli tüccar ve sanatkârlar karşısında
tutunabilmeleri ve yaşayabilmeleri, aralarında bir örgüt
kurmalarını gerektirmiştir. Ayrıca Türkler bu örgüt
yardımıyla, sağlam, dayanıklı ve standart mal
üretebileceklerini düşünmüşlerdir. İşte bu zorunluluk,
dini - ahlaki kuralları fütüvvetnamelerde zaten mevcut
olan esnaf ve sanatkârlar dayanışma ve denetim
örgütünün, yani Ahiliğin kurulması sonucunu doğurmuştur.
Öte yandan, deri işçilerinin ve Ahiliğin piri olan Ahi
Evran’ın Anadolu’ya gelişi de bu tarihlere
rastlamaktadır.
Ahlakla sanatın uyumlu
birleşiminden oluşan ahilik, örgüt olarak Anadolu’da
13’ncü yüzyılda Ahi Evran tarafından kurulmuştur.
Ahi kelimesi de Arapça’dır
ve “kardeş/ kardeşim” demektir. Ancak bazı
araştırmacılar, Ahi sözcüğünün Türkçe’de cömert, eliaçık,
yiğit anlamına gelen “akı” sözcüğünden geldiğini ileri
sürmektedirler. Anadolu’da Türk kurum ve terimlerinin
fazlalaştığı bir dönemde “akı”nın, Arapça “kardeşim”
anlamına gelen “ahi”ye dönüştüğü sanılmaktadır. Ahi
Evran tarafından Anadolu’da 13’ncü yüzyılda kurulan
Ahilik, belli kurallara bağlı olarak faaliyet gösteren
esnaf ve sanatkârlar birliğini ifade etmektedir.

bilgi@boluesob.org.tr
|
|